KULLANICI:
ŞİFRE:

PROGRAM28/1129/11SONUÇ27/1128/11
10:51 o güne ait istediğiniz tüm bilgiler anında DOĞRU, HIZLI ve EN UCUZ şekilde cebinizde 3953 KOŞU SONUÇLARI ... 10:28 Dünyanın neresinde olursan ol 16 SAYFA LİDER FORM GAZETESİ SADECE 32 KURUŞ ... 10:22 3953'e mesaj gönderenler kazandıkça kazanıyor ve KÖSTEBEK 3.970,80 TL kazandırdı ... 11:11 YABANCI GÜNCEL GAZETESİ Amerika'da şov yapıyor demiştik ve işte ispatı! 1 haftada üç altılı ... 10:49 YABANCI GÜNCEL GAZETESİ Amerika'da şova devam ediyor ve 4.362,80 TL kazandırdı ... 16:53 Gelecek Hafta Yarışları "01.12.2014 - 07.12.2014" ... 10:48 3953 kazandırmaya devam ediyor... Sadun Kaya'dan takipçilerine 5.950,71 TL ... 16:47 Münhasır ganyan bayiler kaderleri ile baş başa kaldılar ... 11:07 Adalı Yönetimi Elazığ, Diyarbakır, Koceli Hipodromları ile ilgili kararını verdi ... 18:06 İstanbul Veliefendi Hipodromu ahırlar bölgesi ve idman pistinden son dakika haberler ...
ESKİ SİTE
Tarih:12/01/2010
Saat:18:48
Yarışçılığımızdaki Bültenciliğin Gelişimine Dair (Kemal AKYER)

Yarışçılığımızdaki Bültenciliğin
Gelişimine Dair


Bir bebeğin doğuşudur bültenciliğin gelişimi,
Kimler Geldi Kimler Geçti…
Bu bebeği büyütmek uğruna ,
Nerde başlayıp nerelere kadar götürebildiğimiz bültencilik hayal edinilen noktada mı?
Ya da hayal ettiğimiz noktada mı?
Ne emekler verildi,
Sabahlara kadar yadsınılmayacak derecede verilen emeği,
Bugün bile saygıyla andığımız değerli bültenciliğin kurucularını ,
Sıfırdan çıkılan bugün ise artık yukarıdan bakılan,
Atçılığımızın yarışçılık bültencilerini ve onların değerli bültenlerini
Dilimiz döndüğünce,
Kalemimiz yazabildikçe aktarmaya çalıştık.
İlkler hep yorucudur
Ama hiç unutulmayandır
Emek vardır çünkü
Olmayan bir şeyi yaratmanın azmi
Ortaya çıkanı ise geliştirmenin hırsı gizlidir içinde
Biz bunu başardık
Biz , diyorum çünkü ben sonlarda da dahil olmuş olsam bile,
Değerli ve rahmetli bülten kurucularına
Ele aldığım bülten meş’alesini
Bugün gururla taşıyorum
Yıllarca bu uğurda verilen emekleri
Verdiğimiz emekleri anlatmaya başlıyorum:
Yarışçılığımızın ilk yıllarında start alacak olan safkanların jokeyinin ismi, kilosu ve start numarası Veliefendi Hipodromu’nda kara tahtaya yazılırdı. Yarışseverler de safkanlar hakkındaki bu bilgileri kara tahtadan bakarak ve rahmetli Nimet Üyken’in haftalık çıkan “Derbi” isimli at yarış dergisinden faydalanarak bahislerini oynarlardı. Kara tahta sistemi kullanmak durumunda kalan yarış severler  bu gibi zorluklar çekerken bu sistem zaman kaybına da yol açmaktaydı. Ganyan bayiilerinin olmamasından dolayı yarış severler yarışları seyretmek için Veliefendi Hipodromu’na akın etmekteydiler.
Kara tahta sisteminin getirdiği zorlukları bir nebze olsun kolaylaştırabilmek ve modern ölçülerde yarışların takip edilebilmesini sağlamak için bültenler çıkmaya başladı. İlk çıkan bülten ise Nejat Zilcioğlu’nun “Neco” isimli bülteni olurken ikinci çıkan bülten At Sahibi Dündar Alanbay’ın “-Dündar” isimli bülteni olmuştur.
Deklare 2 gün önceden yapılır ve bültenler hızlı bir çalışma neticesinde yarışların başlamasına 3 saat kalıncaya kadar Veliefendi Hipodromu’na yetiştirilmeye çalışılırdı. Kısa bir geçiş döneminin ardından bültenler yarıştan bir gün evvel hipodrom içerisinde, hipodromun kapı girişinde ya da Bakırköy’de belli satış noktalarında satılmakta idi.
O yılları takip eden süreçte bu yayınları çıkartan uzman kişiler safkanların sabah yaptıkları çalışmaları takip edip notlarını alırlarken yarışseverler de bu uzman kişilerin aldığı notlar dahilinde galoplar, sprintler ve bahis tahminlerle tanışmaya başladılar.
Yarış severler kısa bir süre sonra yarışçılığımızın ileriki yıllarda lokomotifi olacak altılı ganyanlarını oynamaya başlarken bülten sayısında da artmalar yaşandı. Bu bültenleri anımsarsak :  “- Kadir Savun, - As Favori, - Saatli Puanlı, - Yarış 81, -Veliefendi, -Extra, İzmir’de -Galop, Ankara’da -Kırbaç, Adana’da ise -Kenter isimli yayınlar yarış severlerle buluşmaya başlamıştır. Daha sonraki yıllarda ise At Sahibi Gülbin Erüç’ün “Puanlı Jokey - Padok 77”, Yüksel Erüç’ün “Harakiri”, Ali Karakaş’ın “Ali Karakaş”, Cevdet Yüzbaşı & Toros Zortoroğlu’nun “Foto Finiş”, M.Özcan Aytunç’un “LiderForm - Lider - Seyisbaşı”, Vala Çığıraç’ın “Çığır”, M.E.Baycan’ın “Beycan”, Bülent Oktar’ın “Bülent Oktar”, Zeki Hızdıl’in “Zeki Hızdıl”, Atahan Zilcioğlu’nun “Flash”, Güngör Sayar’ın “Güngör Sayar”, Nejdet Pekkoşanefe’nin “Işık - Şok”’ isimli bültenleri sıralamamız mümkün.
Rahmetli Turgut Özal döneminden önce telefon hatları ya gazete ilanlarıyla emlakçılarla anlaşılarak çok yüksek ücretlerle PTT’den devir alınır ya da PTT’ye müracaat edilirdi. Ancak alınan sıra numarasının gelmesi ise 18 yıl ile 20 yıl arasındaydı.
Rahmetli Turgut Özal döneminde otomatik telefonun Türkiye’ye gelmesiyle isteyen vatandaş istediği kadar hatta abone olabilme şansı yakalarken ülkemizde kısa bir süre sonra faks sisteminin de devreye girmesiyle iletişimdeki güçlükler aşılmıştır.
Gelişen teknoloji ile ganyan bayii sayısı hızla artmaya devam ederken şehirler arası ilk ganyan bayiilik Fikret Kesebir’e ait Lüleburgaz’a verilmiştir. Böylelikle Hürkont grubu ilk defa bülten dağıtımı ile tanışıp daha sonraki yıllarda Türkiye’nin her bölgesinde bayii sayısının artmasına paralel olarak dağıtım ağını genişleterek bu sektörde de çalışmalara başlamıştır.
Adana, İzmir ve Ankara’da ilk defa düzenli dağıtım ağı kurulup bu bölgelere at yarışı bültenleri gönderilmeye başlandı. Daha önceki yıllarda İstanbul yarışları dahil bu illere az sayıda yayın gönderilirken özellikle kış aylarında hiç yayın gönderilmemekteydi.
O yıllar bizim için zor yıllardı. Bayiilerimizde otomatik telefon olmasına rağmen bayiilerimiz iletişim sorunları nedeniyle yarış sonuçlarını düzenli olarak alamıyordu. Ulusal gazetelerin bazıları küçük tahminler yapıyor fakat yarış sonuçlarını ertesi gün çıkan sayılarında dahi yayınlamıyorlardı. Haftada iki gün yarış olup 15 günde bir Çarşamba günleri yarış yapılıyordu. Eğer ki Çarşamba günü yarış koşmuyorsa bayii Pazar akşamından kapanıp Perşembe günü Cumartesi bülteni gelinceye kadar açılmıyordu.
Bazı bültenciler Cumartesi bültenlerinde en son yapılan yarış sonuçlarına yer verirken bazı bültenciler ise sonuçlara hiç yer vermiyordu. O yıllarda safkanlar start alıncaya kadar oyun oynatan elektronik makineler olmadığı için uzak illerdeki bayiiler akşam geç vakte kadar kuponları kabul edip sabahın erken saatlerinde kendilerine yakın olan illerdeki hipodromlara kuponları yatırmak için yola çıkmaktaydılar. Taşrada kuponları oynayan yarış severler safkanın yarıştan çıkması halinde kuponlarını şimdiki gibi değiştirme şansları hiç olmayıp yarış sabahı veya yarış saati en fazla ganyana mahkumlardı.
Bayiilerin yarış sonuçlarını yarış severlere bildirememesinin en büyük nedenlerinden birisi ise bayiilerin kuponları kendisine en yakın olan İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana Hipodromları’na götürmek zorunda olmaları idi. O yıllarda Bursa Osmangazi Hipodromu’nun da olmamasından dolayı Bursa’daki bayiilerde kuponlarını İstanbul’a getirmek durumundaydılar. Bayiiler kuponları yarış saatine kadar merkeze teslim etmek zorunda olurken kendi ilçelerine dönüşlerinde altılı  ganyan koşmuş olup özellikle bir gün sonra da yarış koşmuyorsa bayiilerini açmayıp o günün koşullarıyla tutan altılı ganyan kuponlarının parasını bir gün sonra TJK tarafından açıklanması ganyan bayilerinin de altılı ganyan ağırlıklı bahis oynatması yarış severler de yarış sonuçlarını ertesi günü anında öğrenemiyordu. 
O yıllarda yarış sonuçları ile ilgili bir çözüm arayışına girerek  “MİLPA” isimli bir gazete şirketinin yaptığı kampanyadan taksitle 6 tane betamaxs video kayıt cihazı satın aldık. Her yarış günü son yarıştan sonra veya ertesi sabah TJK Tv’den ücret karşılığında koşan yarışların video kayıtlarını alıp dağıtım saatine kadar hızlı bir şekilde çoğaltarak hiçbir ücret almadan bayiilerimize göndermeye başladık.  Hipodroma gidip yarış izleme şansı olmayan yarışseverler de bu sistemle burun - baş - boyun farkı ile biten foto finiş görüntülerini ilk defa izleme fırsatı buldular. TJK daha sonraki yıllarda ise hipodromlar arasında canlı ses düzeniyle yarışları naklen vermeye başladı.Yine o günün mevcut yönetiminden izin alınarak santral odasına bir telefon hattı çektirdik. Bir elektronik firmaya sipariş üzerine yaptırdığımız sistemle Taşra’daki ganyan bayiilerimizi araması dahilinde ganyan bayiilerimizden yine hiç bir ücret karşılığı almadan koşuları canlı dinletirken yarışları canlı dinleme fırsatını kaçıran ganyan bayiilerimizdeki yarış severler için de kayıt cihazını kullanıp tekrar dinletebiliyorduk.
Bunun sonucu olarak TJK’nın taşradaki hasılatları yükselmeye başlayıp Taşra’daki bültencilikte büyük patlamalar yaşandı. Yarışseverler Gölcük’te ganyan bayiisini hınca hınç doldurup dışarı taşarken yağan sağanak yağmura aldırış etmeden koşan yarışa bağırarak tempo tutmaları ise Ulusal Gazete manşetlerine taşınmıştır.
İstanbul içinde sadece Yenibosna ile Küçük Çekmece bölgelerindeki ganyan bayiileri ile çalışırken taşradaki bayiilerimize yaptığımız bu hizmetten aynı düzende kendilerinin de yararlanmak istediklerini belirttiler. Bu noktada cihazımızın şehir içindeki bayiilerimize yetmeyeceğini kendilerine  “- Bir telsiz alın yarışları size de telsiz sistemiyle dinletelim” önerisini sunduk. Ve neticede bu teklif kabul edildi. O günün koşullarıyla yüksek bir anten ve iyi bir telsiz, şirketimize yerleştirildi. Fatih, Taksim ve Kadıköy’deki bayiiler de bu sistemden yararlanarak Gültekin Alpay’ın sesinden bayilerimizden yarış severlere yarışları canlı dinletmeye başladılar.  Rahmetli Gültekin Alpay’ın muhteşem yarış sunumu TJK için büyük bir şanstı gerçekten.( O günden sonra Gültekin Alpay’ın yerine gelen TJK spikerlerinin onun boşluğunu dolduramaması ise onun ne kadar büyük bir değer olduğunun kanıtıdır.)
Gelişen teknoloji ve televizyon kanallarının devreye girip yarışların Show Tv’de son iki yarışın canlı gösterilmesiyle özellikle yarışların TRT’de bütün koşular canlı verilmeye başlandığı dönemde bültencilikteki satışlarımız doruğa ulaşmış at yarışlarındaki hasılatta ise rekor tevziiler görülmüştür.
Bültenciler yarışçılığımızın gelişmesinin her aşamasında üstüne düşen hizmetleri hiçbir Ulusal Basın’ın ortada olmadığı günlerde bile en iyi şekilde gerçekleştirip yarışçılığımızın büyüme aşamasında gerekli olan mücadeleyi birlikte vermişlerdir. 
Gelişen teknoloji ve dağıtım ağlarının gelişmesi sonucu yarışçılığımız canlanmaya başlamış ve hipodromlarda kondüsyoner haber alma ekipleri kurulmuştur. O yıllarda açılan Şanlı Urfa yarışlarının diğer hipodromlardaki yarışların gölgesinde kalmaması için At Sahibi Remazan Kaya’dan; Şanlı Urfa Hipodromu’na da kondüsyoner ekibin kurulması gerektiğinin önemini vurgulayarak kondüsyonerlik yapacak bir ekibin bulunmasını rica ettik. Bizi Sahdun Kaya ve ekibi ile tanıştırdı. Ulusal Basın’ın hiç ilgilenmediği Urfa Hipodromu’ndaki yarışlar için o bölgede kondüsyoner ekibi kurmanın yanı sıra yayın çıkartma kararı aldık. Çok düşük tevziilerle başladığımız Urfa Hipodromu’nun bugünkü değeri ise ortadadır.
Yabancı yarış programının çok yeni olması ve fazla geçmişi olmaması nedeniyle  bültencilerin rolünün ne olduğu ise tüm yarış camiası tarafından bilinmektedir. Bu konunun ayrıntısına şimdi girmek istemiyoruz.
Ulusal Basın yabancı yarışlarla ilgili yayın çıkartmazken bizim yabancı yarışlar için aynı gün -LiderForm, -Güncel, -Padok, -Puanlı 2000 çıkarttığımız günlerde milliyetçi duygularla ekibimiz hakkında ise  gazeteler ve internet sitelerinde hakaret içeren yazılar yazılıyor, radyo kanallarında ise bu çalışmadan dolayı maalesef alaylı üsluplarla eleştiriliyorduk. Ulusal Yarış Basını gazetelerinde yabancı yarış programlarına tek satır yer vermezken bizler ise profesyonel kadromuzun azmiyle sabahlara kadar çalışıp bu yayınları yarış severlerle buluşturduk. Gelinen nokta ise  yabancı yarışlarda sistemin oturmaya başlamasıyla Ulusal Basın da yayınlarında yer vermeye başladı.
TJK ise yabancı yarışlardan 2009 yılında iyi bir gelir elde ederken 2010 yılında kendi hissesine 33 Milyon TL. ile 35 Milyon TL. yıl sonunda kazanç sağlaması beklenmektedir. Yabancı yarışlar yıl bazında genel hasılatta brütte 140 Milyon TL.  Yabancı yarışlar devletimize 35 Milyon TL. civarında katkı sağlayacak olurken Mevcut Yönetim tarafından özellikle Sayın Başkanımızın yabancı yarışları milliyetçi duygularından dolayı tam kabullenememektedir. Yabancı yarışlar milliyetçi duygular ön planda tutulmayıp yıllık yarış takviminde planlı yer açıldığında yıllık kazancın brütte 200 Milyon TL.’nin altına düşmeyeceği görülecektir. TJK hissesine de 50 Milyon TL. kar kalıp bu konuların ayrıntılarına inmezken, yeri ve zamanı geldiğinde ise gerekli açıklamaları yapabiliriz.
 Bu gün tüm hipodromlarda kondüsyonerlerin maaşlarının % 96’sını karşılayan bültencilerdir. Bu yükün ağırlığını Hürkont Grubu, Yarış Gazetesi ve A Takımı çekmekte olup diğer bültencilerin de kendi güçlerine göre katkıları vardır.
Ulusal Medya’da kondüsyonerlere katkıda bulunan sadece tek bir medya grubu yer alırken o da çok cüz’i rakamlarla destek vermektedir. Şöyle belirtmekte fayda vardır : Bültencilerin illere göre kondüsyoner ekiplere verdiği paranın sadece % 4 kadar bir ücreti bu ulusal medya tarafından ödenmektedir.
Elini taşın altına sokan bültenciler olurken bültencilerin birinci görevi okuyucusuna olan hizmet aşkıdır. Bültenciler haber alma ekipleri ve yarış yazarlarının ortak çalışması neticesinde en doğru bilgilerlerle sprint, galop vs.’yi okuyucuya ulaştırma mücadelesi verirler.
Ulusal Basın yarıştan iki gün önce çıkan bültenlerinin hizmetlerini sadece yarış günü at yarışı sayfalarında hazırlarken aslında Bültencilerle Ulusal Basının ayrı kulvarlarda hizmet ettiği görülmektedir.
 Bültencilerin ruhunda at sevgisi yoksa bültencilik yapması da mümkün değildir. Yapsa da başarılı olamaz.
TJK Başkanı Behçet Homurlu geçen hafta katıldığı bir programda ; Yönetim Kurulu Üyeleri’nin 300 civarında atı olduğunu ifade etti.
Evet  bu tez doğrudur. At sevgisi olmayan birinin  TJK’da sağlıklı yöneticilik yapması da bize göre doğru değildir. Bu anlamda bültencilerin de % 95’inin at sahibi olduğunu veya atçılığın beşiğinden geldiğini hatırlatmak tam yerinde olacaktır.
Geçmişten günümüze şöyle bir yolculuk yaparsak ; Dikkat Bülteni’nin Sahibi Kazım Bozkurt, Saatli Puanlı’nın Sahibi Rahmetli Erdoğan Biricik, Extra’nın Sahibi Bora Koçyiğit, Yarış 81 Bülteni’nin Sahibi İsmail Durusu, Final Yeni Puanlı Bülteni’nin Sahibi Levent Durmuş keza kendim at sahibi olup işlerimin yoğunluğu nedeniyle uzun bir süredir at koşturamama  rağmen ülkemizde ilk kez sendikalı sistemde “Tunca” isimli safkana aygır hissesinde ortak olan at sahiplerindendim.
A Takımı Bülteni’nin Sahibi Çetin - İlker - Soner Yağız, Yarış Gazetesi Bülteni’nin Sahibi Mehmet Çelik -Turhan Çakar - Can Tavukçu olurken sadece Mehmet Çelik’in 120 civarında atı mevcuttur.
Kısa bir süre önce aramızdan ayrılan Arşiv Bülteni’nin Sahibi Mustafa Kastar’da da bir ara 100 civarında at olup oğlu Kazım Kastar’da babasının izinde yoluna devam etmektedir. İstanbul Puanlı Bülteni’nin Sahibi Yavuz Vidinli, Ankara Heyecan Bülteni’nin Sahibi Yılbaz Baç ve Adana Yeni Puanlı Bülteni’nin Sahibi Ahmet Güven yarışçılığımıza Bültenci At Sahibi olarak katkıda bulunan isimler arasında yer alırken Veliefendi Bülteni’ni çıkartan Reşat Köstem ve yarışçılık camiasından bir dakika bile kopmayarak bültencilik sonrasında TJK Tv’de Müdür olarak görevini uzun zamandır sürdürmektedir. Gerçek Bülteni’nin Sahibi Feridun Ünal diğer isimler arasında yer almıştır. Yarışçılığımıza uzun yıllar hizmet eden ünlü spiker ve kendi adına çıkardığı bülteni ile rahmetli Gültekin Alpay’ı ise anmadan geçemeyeceğim. Bültencilerin genlerinde at sevgisinin olduğunu bu tablo karşısında da apaçık görmek mümkündür.
Peki Ulusal Basın’ı irdelersek kaç tane at sahibi var?
Belki bu sorunun cevabı üç kişi bile olmayabilir  yönündedir. Bültenciler yarışçılık camiasına hizmet etmenin yanı sıra her devirde de aktif olarak rol almışlardır. Bizim amacımız Yarış Basını ve Ulusal Basın olarak farklılık  yapmak değildir.
Biz hoşgörü çerçevesinde birlik ve beraberlik istiyoruz. Bu gün haftalık Yarış Dünyası Dergisi’nin çıkmasının Banko Dergisi’nin kapanmasının ana sebeplerinin neler olduğunu o günki yarış yazarları çok iyi bilmektedir.
Biz birlik ve beraberliğin bozulmasını istemiyoruz.
Bültencilerin aldığı risklerin sadece % 1’ini bile almaya cesaret edemeyenlerin tüm gerçekleri bilmelerine rağmen TJK’nın profesyonel kadrosundan alınmayan izinle izin alındı, diyerek ganyan bayiilerine :
“Yoksa siz hala at yarışı bülteni mi alıyorsunuz?” diyerek broşür dağıtanlara ise camiamızın içinde bulunduğu gerginlik ortamından dolayı Ulusal Basın ile kutuplaşmak istemezken yorumu siz okuyucularımıza bırakıyoruz.
 Ve sadece şunu belirtmek istiyoruz ki bültenciler olmazsa Ulusal Basın’daki yarış yazarlarının da kolu kanadı kırılmış olur. Bırakın bültenciler hakkında negatif düşünmeyi günün birinde bültenciler olmazsa Yarış Basını da “Öksüz çocuk gibi” kalır.
Bültenciler camiamızda olmasa Ulusal Basın sorumlu idareciler TJK Yöneticilerine gelerek  TJK’nın iyi günde mi kötü günde mi olduğunu sorgulamayarak Reklam verilmezse at yarışlarının sayfalarında yayınlanmayacağı düşüncesini oluşturabilirler. TJK’nın şifreli kanalı Digitürk’e verdiği koşullarla Türkiye’nin en büyük gazete ağına sahip anonim şirketinin şifreli kanalı olmadığı dönemde uydu aracılığı ile at yarışlarını Digitürk’e verdiği koşullarla canlı yayınlamak isteyip TJK Yöneticilerinin de buna izin vermemesinden dolayı TJK hakkında kendi grubuna bağlı gazetelerden neler yazıldığı ise arşivlerde hala bulunmaktadır.
Şanlı Urfa, Elazığ ve yabancı yarışların ilk yıllarında Ulusal Basın riskleri göz önüne alarak gazetelerinde yer vermezken Bültenciler ise bütün zorluklara ve yıldırma politikalarına karşı mücadele ederek bu programları yarış severlerle buluşturmuşlardır. Bu gün Şanlı Urfa, Elazığ ve yabancı yarışların ülkemizde hak ettiği yeri almasının emekçileri o ilke yatırım yapan bültencilerdir.
Ulusal Basın ve Bültenciler bu mücadeleyi birlikte yürütmeleri gerekirken milliyetçi politikalar yüzünden yabancı yarışlara ilk başladığı günlerde soğuk bakan Ulusal Basın olurken Bültenciler sıcak bakarak sahiplenmeseydi bebek doğmadan ölmüştü. Ve ülkemizde uzun yıllar yabancı yarışlar yapılmayabilirdi. Çünkü yapılacak ilk kongrede Asli Üyelerin içerisinde milliyetçi düşüncelerin çok olmasından dolayı yabancı yarışlara talep olmasaydı bunu fırsat bilip değerlendirecek ve kongrede kürsüden ülkemizdeki yabancı yarışlara ilgi yok diyerek kaldırılmasını istiyorum konuşması yaptıktan sonra Divan Başkanı oylamaya sunacak süresiz ertelenmesi için el kaldırılması halinde % 70 “Hayır yapılmasın” elinin kalkmasından dolayı hiçbir dönemde hiçbir başkan adayı özellikle bunu seçim arefesinde gündeme getirmeye oy kaybını göze alarak cesaret edemeyecek olup bizden sonraki nesillerde dahi yabancı yarışların ülkemizde yapılmasını göremezlerdi.
TJK’nın, 2010 yılı sonunda yabancı yarışlardan 30 Milyon TL.’den fazla kar elde etmesi beklenmektedir.
TJK bu kazançtan;
1- 4 tane sentetik pist
2- 3 hipodromun ışıklandırılması
3- Atçıya ödenen yarış ikramiyelerinin artırılması
4- Bayii primlerine takviye yapılması
yerli yarış saatlerle çakışmadan  yapılan yabancı yarışlarla yaklaşık 2 senedir ek bir kazanç elde etmeye başlamıştır.
Yabancı yarışların gelişmesi ileriki yıllarda TJK’ya daha çok kazanç sağlayacak olup 10 yıl sonra TJK Kongreleri’nde yabancı yarışlardan gelen gelirler için Asli Üyelerin kürsüden mali bütçedeki rakamlarla neler söyleyebileceklerini şimdiden tahmin ederken yine de her şeyi zamanın göstereceği inancı içerisindeyiz.
Haftaya 2010 yılı Genel Hükümleri’nin değişen maddeleri arasında çok şikayet aldığımız maddelerin ayrıntılarını içeren yazımda buluşmak dileği ile…
Kalın sağlıcakla…

© 2007 - HURKONT Bülten Dağıtım Ltd. Şti. her hakkı saklıdır.